Geklik Ne Demek? İzmirli Bir Gençten Mizahi Bir Bakış
Giriş: Geklik ile Tanışma
Geklik… Bu kelimeyi duydunuz mu? Evet, kulağa biraz yabancı geliyor olabilir ama aslında hepimizin hayatında bir şekilde yer ediyordur. Ne demek peki? Bunu açıklamadan önce, size bir örnek vereyim. Geçen hafta bir kafede oturuyorum, arkadaşlarım yine eski halimle dalga geçiyor. Ben de bildiğiniz gibi, neşeli bir şekilde “arkadaşlar, bakın Geklik ne demek!” diye araya giriyorum. Herkesin gözleri bir anda büyüyor ve sanki uzaya yolculuk yapıyormuşuz gibi bir sessizlik oluyor.
Sonra birden ne düşündüğümü fark ettim. “Acaba ‘Geklik’ diye bir kelime var mı?” Dedim kendi kendime. Geklik ne demek ki? Sonra bir an bir ışık yandı, ne demek olduğunu çözdüm. Ama işte, bir tür halet-i ruhiyem gibi oldu bu durum. Bazen garip kelimeler kullanarak durumu kurtarmaya çalışıyorum, bazen de kendi içimde çözümsüz bir labirente giriyorum.
O yüzden dedim ki, bu kelimeyi şimdi herkes öğrensin. O yüzden yazıyorum. Hazır mısınız? Geklik ne demek, İzmirli gençler arasında nasıl kullanılır, biraz eğlenelim.
Geklik Ne Demek, Tam Olarak?
Evet, arkadaşlar, Geklik aslında Türkçeye sonradan girmiş bir kelime değil. Hatta belki de eski bir deyim bile diyebiliriz ama günümüzde farklı anlamlar yüklenmiş. Geklik, aslında bir durumun ya da davranışın belirli bir aşamasına gelmiş, biraz kafa karıştırıcı, bazen aşırı ya da sıradışı hali anlamına gelir. Anlatabiliyor muyum? Hani bazen bir duruma bakarsınız, başınızı iki elinizle tutarak “ya bu ne Geklik ya?” dersiniz ya, işte tam olarak öyle bir şey.
Geklik, biraz deli işi, biraz da neşeli bir şekilde “çok abarttın” demek gibi. Örneğin, bir arkadaşınız var, her zaman işin dozunu kaçırıyor. Herkesin gülümsediği anlarda o bir kahkaha atıp ortalığı yıkıyor. İşte, buna Geklik denir. Hem şirin hem de biraz abartılı bir davranış şekli.
Geklik İçin Günlük Bir Örnek
Düşün, akşam bir kafede buluşmuşsunuz. Ama öyle bir buluşma ki, her şey normal. Lise yıllarındaki bir arkadaşın yanına oturmuşsunuz ve “benden ne haber?” diye soruyor. Gülümsüyorsunuz, cevap veriyorsunuz, bir anda muhabbet sarıyor. Ama bir bakıyorsunuz, o kadar fazla şaka yapmış ki, adeta komedyen olmuş. “Hadi ama, şu kadar şaka yeter” dediniz. İşte o anda ne dediniz? “Abi, bu ne Geklik ya, dur bir nefes al!” Geklik işte tam o noktada devreye girer. Abartılı bir şaka, durumu iyice zorlayan o espri hali, işte bu noktada Gekliktir!
Hayatımda Geklik Örneği
Bir de kendi hayatımdan bir örnek vereyim. İzmir’de bir gün parkta yürüyordum, yanında iki arkadaşım vardı. Kafamız biraz karışıktı, ama sonra aniden bir şekilde futbol topunun peşinden koşmaya başladık. Hani o kadar saçma bir koşuştu ki, kendimden bile şüphe ettim. Ama bir bakmışsınız, parkın ortasında futbol topu için yarışıyorsunuz. Yavaşça kendime dedim ki “Ya bu ne Geklik, ne yapıyoruz ya? Hadi bir toparlanalım!” Ama işte bir anda o spontane eğlence her şeyi unutmanızı sağlıyor.
Geklik’in Felsefesi: İçsel Bir Soruşturma
Bu kadar şaka, bu kadar eğlence yeter! Şimdi bir an için duralım. Geklik üzerine gerçekten düşünüyor muyuz? Çünkü bazen, abartılı şekilde şaka yapan insanlar ya da olaylar, o kadar da masum değildir. Her şeyin bir sınırı vardır ya, belki de Geklik, o sınırları aşmaktır. Yani, “acaba ben de o kadar abartıyor muyum?” diye iç sesimle sorgulamaya başladım. Hani bazen aşırı neşelilik de bir tür kaos yaratabilir.
Ve tabii ki, Geklik dediğimiz şey, sadece kendi kafamızdaki mizah anlayışına dayalı bir şey değil. Geklik, bazen toplumsal normlara da karşı gelir. Bunu kabul etmeliyiz ki, normalden sapmak bazen bizde gereksiz bir gülüş uyandırabilir, hatta o anı hayatımızın en eğlenceli anı haline getirebilir.
Geklik ve Gündelik Hayatta Kullanımı
Peki, Geklik sadece bir kelime mi? Hayır! O bir duruş, bir bakış açısı. İzmir’de, her kahve içtiğimde, kafelerde ya da sokaklarda bu kelimeyi kullanarak insanları güldürmeye çalışıyorum. Ancak bir yandan da düşünüyorum, “İyi de, ben de bazen hayatı ciddiye alıp, ‘neden her şeyi Geklik yapıyorum?’ diye kendimi sorguluyorum.”
İç sesime dönüyorum: “Ya ne gerek var, bende hayatımda ‘Geklik’ seviyesini geçme lüksüm yok mu?” Yani, bazen hayatı bu kadar ciddiye almak insanı yoruyor. Herkes şikayetçi olduğu halde, ne yapalım, eğlenelim diye düşündüğümüzde Geklik, tam da böyle anlarda işe yarar.
Geklik ve Arkadaşlarla
Geçen hafta arkadaşlarımla bir yemek yiyoruz. Biri yemek seçerken, “Geklik gibi seçiyorsun!” dedim. Hani, garsona masadan “şunu da değiştirebilir misiniz?” diye 3 defa çağıran biri var ya, işte o. Şaka yapıyorum tabii, ama gerçekten arkadaşlarım bu Geklik kelimesini duymaktan o kadar hoşlanıyor ki, bir nevi ikonik hale geldi. Kafalarındaki en sıradan durumlarda bile “gökten düşen bulut” gibi, Geklik’i kullanmaya başladılar.
Sonuç: Geklik, Bir Yaşam Tarzı mı?
Sonuç olarak, Geklik sadece kelimelerle sınırlı bir şey değil. Aynı zamanda yaşadığımız hayata, ilişkilerimize, tavırlarımıza yansıyan bir durum. Belki de, hayatta biraz da Geklik yapmamız gerekiyor. Gülmek, şaka yapmak, sıradanı abartmak… Her şeyin dozunda olduğu kadar, her şeyin biraz fazla da olabileceği gerçeğiyle yüzleşmek belki de. İzmirli bir genç olarak, hayatı bu kadar ciddiye almadan yaşamak bana çok daha eğlenceli geliyor. O yüzden, hayatınıza Geklik katın ve sakın “Ya ne gerek var” demeyin!