Vasilik Süresi Kaç Yıldır? Sorgulamamız Gereken Bir Hukuki Prensip
Vasilik, hukuk dünyasında yıllardır süre gelen bir tartışmanın konusu olmuş bir olgudur. Peki, gerçekten doğru mu? Gerçekten çocukların korunması, gelişmeleri ve hakları için belirlenen bu süre, toplumun dinamiklerine, değişen değer yargılarına ve günümüzün gereklerine uygun mu? Ya da vasilik süresi, sadece geçmişin mirası olarak kalıp, artık geçerliliğini yitirmiş bir kavram mı? Gelin, bu sürenin ne kadar anlamlı olduğunu, ne kadar elzem olduğunu ve aslında sistemin ne kadar sorunlu olduğunu birlikte değerlendirelim.
—
Vasilik Süresi: Yasal Bir Tanım mı, Gerçek Bir İhtiyaç mı?
Vasilik, bir çocuğun anne ve babası tarafından bakılmadığı ya da bakım ve eğitimi ile ilgili yasal yetkilerin bir başkasına devredildiği durumdur. Türkiye’de, bu süre genellikle 18 yaşına kadar belirlenmiş olup, yasal olarak bu süre boyunca bir vasinin çocuk üzerinde eğitim, sağlık ve diğer önemli kararlar üzerinde karar verme yetkisi bulunmaktadır. Bu, aslında çocuğun gelişimi için gerekli olan bir koruma aracı olarak düşünülmektedir. Ancak, gerçekten de vasilik süresi, bu korumayı ve desteği sağlıyor mu, yoksa sadece yasal bir formalite olarak mı işliyor?
Vasilik uygulaması, geleneksel bir bakış açısının ürünü olsa da, sosyal değişimler ve aile yapılarındaki evrimsel dönüşüm göz önünde bulundurulduğunda, bu sürenin ne kadar verimli olduğu sorgulanmalıdır. Çocukların gelişim süreçleri farklıdır, bir çocuğun olgunlaşma süresi kişisel, psikolojik ve çevresel etkenlere göre değişkenlik gösterebilir. Peki, 18 yaşına kadar bu sürenin zorunlu olmasının gerçekten çocuğa fayda sağladığı söylenebilir mi?
—
Vasilik Süresinin Zayıf Yönleri
Çoğu zaman vasilik süresi, kurallara ve yasalara sıkı sıkıya bağlı kalınarak uygulansa da bu durum, birkaç sorunu ortaya çıkarabilir.
1. Zamanın Gerisinde Kalmak: 18 yaşına kadar olan süre, günümüzün hızla değişen dünyasında bir çocuğun kendisini tam anlamıyla keşfetmesi için ne kadar yeterli? Bu soru, sürekli büyüyen çocuk hakları ve gelişim psikolojisi göz önünde bulundurulduğunda önemli bir yere sahiptir. Birçok uzman, çocuğun psikolojik olarak gelişimini sadece yaşa bağlı olarak sınırlamanın yanıltıcı ve yetersiz olacağı konusunda uyarıyor. Çocuklar, gelişimsel olarak çok farklı hızlarla ilerler. Her çocuğun olgunlaşma süreci, eğitimsel fırsatlar ve kişisel koşullar doğrultusunda farklılıklar gösterir.
2. Aile Yapısının Değişmesi: Aile yapısındaki değişim de vasilik süresi ile uyumsuz olabiliyor. Hızla değişen aile yapıları, tek ebeveynli ailelerin çoğalması ve toplumdaki diğer sosyal dinamikler, vasilik kurumunun esneklik ve yenilik gereksinimini gözler önüne seriyor. Zamanın çok gerisinde kalmış olan bu sürenin, aile içindeki ilişkileri ve çocukların ihtiyaçlarını ne kadar karşılayabildiğini tartışmak gerekiyor. Çocukların bazen 18 yaşına kadar, farklı bakıcılar ya da vasilerle yaşaması, tüm gelişim süreçlerinde eksiklikler ve travmalar yaratabilir.
3. Kişisel Haklar ve Özgürlükler: 18 yaş, birçok ülke için bir çocuğun “yetişkin” olarak kabul edildiği yaştır. Ancak, bu durum sadece biyolojik bir olgunlaşma ile değil, aynı zamanda bir kişinin kendi hayatını yönetme ve kararlar alabilme yetisine dayalı olmalıdır. Çocukların karar alma yetilerinin yetersiz olduğu düşüncesiyle, tüm kararların tek bir kişinin elinde toplanması, özgürlüklerini kısıtlayabilir. 18 yaşına kadar olan süre boyunca bir vasinin denetiminde olmak, genellikle çocuğun kimlik gelişimi için sağlıklı bir ortam oluşturmaz.
—
Vasilik Süresinin Değiştirilmesi Gerekiyor mu?
Bütün bunları göz önünde bulundurunca, şu soruyu sormamız gerekiyor: Vasilik süresi, 18 yaşına kadar olan zorunluluğu koruyarak gerçekten etkili bir çözüm sunabiliyor mu? Yoksa, her çocuğun gelişim süreçlerini, aile yapılarını ve sosyal bağlamlarını göz önünde bulunduran daha esnek ve çocuk odaklı bir yaklaşım benimsenmeli mi?
Bireylerin kendi kararlarını verebilmesi, genç yaşta sorumluluk alması, çeşitli sosyal ilişkiler geliştirmesi ve bağımsızlık kazanması gerekmez mi? 18 yaş, gerçekten de bir çocuğun yetişkinliğe geçişi için bir sınır mı olmalıdır, yoksa bu süre biraz daha esnek hale getirilip, bireysel gelişim süreçlerine göre uyarlanabilir mi?
—
Toplumun Dinamiklerine Uyum Sağlamak
Bu tartışmalar aslında yalnızca yasal bir düzenlemenin ötesinde; toplumsal bir değişimi, çocuk haklarını ve birey olma bilincini de beraberinde getirebilir. Gerçekten de vasilik süresi, toplumsal normlara ayak uydurabilir mi? 18 yaş, bazılarımız için henüz olgunluk yaşanmış bir dönem değilken, kimileri için de geç kalmış olabilir.
Şu soruyu soruyorum: 18 yaşındaki bir genç, zihinsel ve duygusal olarak 35 yaşındaki bir bireyle eşit derecede bir sorumluluğa sahip mi? Ya da bir başka deyişle, vasilik süresi toplumsal bir baskının, toplumun “zihinsel olgunluk” anlayışının ürünü müdür?
—
Sonuç Olarak…
Vasilik süresi, çocuğun korunması ve eğitilmesi adına önemli bir mekanizma olabilir. Ancak günümüzün değişen sosyal yapıları, çocukların bireysel gelişim hızları ve toplumun özgürlük anlayışı göz önünde bulundurulduğunda, bu sürenin ne kadar verimli olduğu sorgulanmalıdır. Vasilik süresi, sadece biyolojik bir olgunlaşma olarak değil, aynı zamanda çocukların psikolojik, sosyal ve kültürel gelişimlerini de dikkate alan, daha esnek bir sistemle yeniden şekillendirilebilir.
Peki, siz ne düşünüyorsunuz? Vasilik süresi gerçekten de çocukların en iyi şekilde gelişmesini sağlıyor mu, yoksa tamamen toplumsal bir kısıtlama mı? Yorumlarda görüşlerinizi bizimle paylaşın!